facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2009 Çarşamba

Adı: Julia

Pet Society oyununda benim fanusa tıkılı arkadaş Julia ile tanıştım. Yapacak birşey yok, fanustan çıkmıyor, içeri de kimseler giremiyor hala. Bari dedim dışardan da olsa dünyasına yakın olayım. Fanusun camına Garfield gibi yapıştığım aylar boyunca onunla ruhsal iletişimim adeta bir camın ardından sürüyor.

Bu oyunu onunla ve ona ait karakter Julia ile 2 gün oynadım ve çok sevdim ben bu Julia'yı-da-. Tipini özellikle mahzun seçmiş. Karakterlerin evleri var, eşyaları var. Eşyaları, yiyecekleri, çiçekleri satın alıyorlar. Parayı birbirlerini ziyaret ederek, ip atlayarak, ağaçlar arasında gezinerek kazanıyorlar. Bizim Julia 2-3 aydır oynuyor. Mütevazi bir evi, tek tek severek aldığı sade eşyaları var. Tıpkı gerçek hayattaki gibi evini ince bir zevkle döşüyor. Oyunda antikacısı yok ama Luxury mağazasında acayip lüks ve zevkli eşyalar var. Parası az bizimkinin çünkü bankadan borç almıyor, kredi kartı kullanmıyor ve en önemlisi Cheat Engine isimli hile programını kullanmıyor. Bu hilenin varlığını dün internette araştırınca öğrendik.
O'nun için balık avına gittim, şahane bir istridye ve içinde pırıl pırıl bir inci tanesi takıldı oltama, Julia adına ne sevindim! Akvaryuma koyduk hemen. Resimdeki gibi Julia hatıra resmi de çekti:)

Yazık ki bu oyun sanırım sadece Facebook'ta var. Ben hala en başında olduğu gibi Facebook'u protesto etmekte olduğumdan bu oyunu ancak Julia'nın yanında veya -olur da- şifresini verirse oynayabilirim.

O şu anda kolumun 1 cm solunda ve Facebook'ta tanıdıklarına -yel değirmenlerine- günlük saldırılarını yapmakla meşgul. Ama işin enteresanı; bu işi gevezelikle güle eğlene yapıyor! İnsan onun yanında -kendini düşürdüğü duruma içi kan ağlasa bile- hala hiç sıkılmıyor:) Aslında Facebook'ta O'nu okuyanlar ve halinden korkanlar kadar O'na uzağım. Çünkü ben de fanusun dışındayım herkes gibi. Ama onlar kadar korkak ve endişeli, vefasız değilim. Hasta hastadır işte o kadar, herşey olduğu gibi doğallıkla ve yargısız kabul edilmelidir.

Beni haketmiş dostlarımın her hastalığında yanında olmaktan vazgeçmem. Paranoid şizofren olduğu iddia edilse bile! Herşey geçecek ve O çoooook iyi olacak...

30 Haziran 2009 Salı

Koyun Adası'na Kaçış

Ve sonra doğumgünüme özel emek vererek, yardım istediği her anda, onlarca işlerinin arasında Hande'ye yardımcı olan, dijital ve ruhsal olarak Hande'ye tam destek veren, sorunsuz bir doğumgünü yaşamam için içtenlikle uğraşan Photographia ekibini özel adama davet ettim. Junior olan gelemedi, yetişkinler geldi.

Ben de güya özel hayatı kendine kalsın diye Facebook'u protesto eden kişiyim ama artık yavaş yavaş beni de soyuyor bu internet belası. Koyun Adası diyerek zaten 17 evden birinde yaşadığımı açıklamış olmuyor muyum:)

Ay aman ne önemi var Sezen Aksu'nun dedği gibi "Birgün böcekler yiyecek hepimizi!" Hiçbirşey önemli değil o kadar da.

Bu yukardaki bot var ya, şu an fanusta yaşadığı için adama dahi gelemeyen dosttan ötemin hediyesiydi sene: 2002 veya 2003 olmalı. Aradan geçen bunca yıla rağmen hala sağlam ve kullanılıyor. Yine aynısı veya daha gelişmişini almak istiyorum. Eğlence botunun en kalitelisini. Ama bunda benim iyi bakmamın ve yılda çok az kullanmamın da payı var, hey yarabbim, bir minik bot bu kadar bakım gerektiriyorken daha buyuk bir tekne tabii insanın canına okur.

Her sene işim bitince sarnıçtaki tatlı su ile yıkayıp kurutuyorum, bu işlemi şişikken yapıyorum. Sonra yine şişikken pudra ile tamamını pudralıyorum, böylece katladığımda yapışmıyor plastik yüzeyler birbirine. Bunu su yatağıma da yapıyorum.

3 gün için gittiğim bu defa da misafirlerim için şişirdim ve kullandık. Challenger 300 iyi bir bot. Tavsiye ederim.