sezen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sezen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2010 Pazar

Rüyamda Sezen Aksu!

Olan oldu sonunda bu rüyayı da gördüm ya artık başka bir lafa gerek yok.
Bir ada motorundayız, çalgılı çengili bir seyahat belli ki. Ben beyaz bir pantalon ve üzerime de beyaz birşey giymişim ki kendimi bir deniz subayına benzettim. Çok havalıydım.

Birden O'nu gördüm dibimde bitti. Elinde bir mikrofonla en güzel eski şarkılarını seslendiriyordu. Saçları sarı ve kısaydı Minik Serçe'nin. Söylediği şarkıyı anımsamıyorum ama çok sevdiklerimdendi. Sonra Sezen birden önümde şow amaçlı diz çöktü ve kahverengi gözlerini gözlerime dikerek şarkısını söylemeye devam ederken ben istifimi bozmadım.

Teknede sol kolumu yasladığım ahşap kenardan kolumu bile çekmeden, vücudumu hiç doğrultmadan, önümde diz çöken Sezen'e acı acı bakarak gülümsedim ve aynen şu sözler döküldü ağzımdan; "Ah be Sezen, bu şarkını da seni de bir zamanlar ne kadar da çok severdim!.." İçimde bu acıyı hissederek söyledim. O da çok üzüldü çünkü o sırada teknedeki insanlar da homurdanmaya başladılar, "Evet, evet... Doğru söylüyor.." dediler. (Bilen bilir; Sezen, ben ve tüm çevrem için, içinde ne olduğunu bilmediği Kürt açılımında başbakanı desteklediğini açıkladığı gün bitti.)

Sonra baktım içerde Sezen gözyaşı döküyor çok üzgün. Ben de üzüldüm ama artık hiçbirşey ona olan özel hayranlığımı geri getiremezdi. Sonra uyandım. Ne ilginç rüya di mi:)))

26 Ekim 2009 Pazartesi

Derbiye derbi demem fark atmayınca...

Dün yine bir Galatasaray derbisi oynadık, yine yendik. Fakat yeterince mutlu muyum; cık!

Dünkü maçta ataklarımızı ve şutlarımızı gole çevirebilseydik 7 fark atabilirdik işte o zaman mutlu olabilirdim. Derbi mutluluğum böyle birşey işte. 2002'nin farkını daha yukarı çıkartamadığımız sürece kimse Galatasaray'ı yenmemizi olağanüstü görmesin, onları yenmek bizim için gayet sıradan bir olay çocukluğumdanberi:))

Futbol takımı olarak Fenerbahçe'ye de bayılmıyorum aslında, iyi oynamazlar, sağları solları belli olmaz filan... Derbilerde devleşirler sadece. Bunda da fark beklerim farkı beceremezler.

Tuhaf bir Fenerbahçelilik ruhu taşıyorum ki bu tarifi zor birşey. Kendimi bildim benim çekirdek ülkem Fenerbahçe Cumhuriyeti oldu hep:) Çocukken bahçelerde top oynarken, büyüdüğümde herkes gibi UEFA'da Galatasaray'ı desteklerken, sevgililerim Galatasaraylı iken... Ben hep Fenerbahçe'liydim. Acısını da mutluluğunu da hissederek... Bu nasıl bir sihirdir bilmiyorum ama ben bu sihirin etkisi altındayım doğduğumdanberi.

Sadece bir dönem küstüğüm oldu kulübüme, berbattılar o yıllarda. Çok acı çektirdiler bana. "Bu takıma küstüm artık bırakıyorum be!" dedim. O zaman da etrafımdaki Galatasaraylılar, masallarda ağaçların arkasına gizlenmiş tilkiler gibi ortaya çıkıp "E madem Fener'e küstün gel GS'li yapalım seni..." dediler. O numaralara da güldüm, kanmadım, "Fener'e küstüm ama takımsız değilim, madem İstanbulluyum, bari İstanbulspor'u, Vefa'yı filan tutayım, bulurum öyle bir takım"dedim...

Sonra neyse ki takım kalbimi tekrar kazanacak kadar iyi oynamaya başladı da affettim. Fener affedilmeyecek bir aşk değil. (Sezen mi?.. Evet Onu hala affedemiyorum, şarkılarını dinlemek istesem bile artık yüreğime dokun-A-mıyor Sezen)

Ben derbiye derbi demem fark atmayınca. Mutluluk sarı lacivert denizinde yüzmekse ve akıp gitmekse, onbinlerle beraber bunu yaşadım dün yine Kadıköy'e. Etrafımda formasını içine gizlemiş, biri Sanço olmak üzere 3 Galatasaraylı ile:)